İstanbul Kağıthane’de yaşanan bir kira uyuşmazlığı, milyonlarca kiracı ve ev sahibini yakından ilgilendiren emsal bir kararla sonuçlandı. Halk arasında yaygın olan “Kirayı geç de olsa ödersem tahliye edilmem” düşüncesi, mahkemenin “iki haklı ihtar” kararıyla geçerliliğini yitirdi. İşte kiracıları şoke eden davanın detayları ve mülk sahipleri için kritik hukuki süreç…
Olayın Geçmişi: İki Farklı Ay, İki Farklı İhtar
Kağıthane Çağlayan Mahallesi’nde 2023 yılında başlayan kira ilişkisi, kiracının ödemeleri aksatmasıyla çıkmaza girdi. Ev sahibi, haziran ve temmuz aylarına ait ödemelerin yapılmaması üzerine avukatı aracılığıyla iki ayrı icra takibi başlattı.
Kiracı, icra takiplerine itiraz etmeyip borcunu sonradan ödese de bu durum onu tahliye edilmekten kurtaramadı. Ev sahibi, Türk Borçlar Kanunu’nun 352/2. maddesine dayanarak “iki haklı ihtar nedeniyle tahliye” davası açtı.
Mahkemeden Kesin Karar: Borcun Ödenmesi Tahliyeyi Engellemez!
İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada, bilirkişi incelemesi sonucunda kiracının ödemeleri ihtarname tebliğinden sonra yaptığı netleşti. Mahkeme, aynı kira yılı içerisinde iki kez haklı ihtara sebebiyet veren kiracının tahliyesine hükmetti.
Kararın en can alıcı noktası: Kiracı borcun tamamını faiziyle ödemiş olsa dahi, bir yıl içinde iki kez temerrüde düşmüş olması (gecikme yaşatması) tahliye için yeterli sebep sayıldı.
Avukat Uyarısı: “İki Haklı İhtar” Kuralına Dikkat!
Davayı değerlendiren hukukçular, “İki haklı ihtar” mekanizmasının kiracılar tarafından hafife alınmaması gerektiğini belirtiyor. Eğer bir kira dönemi içinde;
- Ödenmeyen kiralar için iki kez noter ihtarı veya icra takibi yapılmışsa,
- Bu ihtarlar hukuken “haklı” bulunmuşsa (yani ihtar anında borç henüz ödenmemişse),
- Kira yılının bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılmışsa; Mahkeme, kiracının borcu sonradan kapatıp kapatmadığına bakmaksızın tahliye kararı verebiliyor.
Sadece Tahliye Değil, Masraflar da Kiracıya Kalıyor
Mahkeme ayrıca, birikmiş kira borçlarının yasal faiziyle tahsiline, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin de davalı kiracı tarafından karşılanmasına karar verdi. Bu durum, kirasını aksatan vatandaşlar için hem evsiz kalma hem de ciddi bir maddi yükle karşılaşma riskini beraberinde getiriyor.
Gayrimenkul dünyasındaki bu tip emsal kararlar, mülk sahiplerinin haklarını koruma noktasında süreci hızlandırırken; kiracıların “nasılsa öderim” yaklaşımının hukuki bir risk taşıdığını bir kez daha kanıtlıyor. Kira ödemelerinde tarih disiplini, artık barınma hakkının devamı için en kritik şartlardan biri.
