Kiracı-ev sahibi ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası oluştu. Yargıtay, kira ilişkisindeki önemli bir uygulamanın hukuki geçerliliğini onaylayarak bundan sonra kiracıların tahliyesine yol açabilecek kritik bir konuyu netleştirdi.
Olay, İstanbul Şişli’de gerçekleşen bir kira sözleşmesine dayanıyor. 15 Mayıs 2022’de 3.500 TL üzerinden kiraya verilen bir dairede, sadece bir gün sonra kiracıdan “tahliye taahhütnamesi” alındı. Kiraya veren, sözleşmenin bir yılı dolduktan sonra bu taahhütnameyi dayanak göstererek kiracının tahliyesini istedi. Ancak kiracı, belgenin baskı altında imzalandığını iddia ederek karşı çıktı.
Yerel mahkeme, taahhütnamenin kira sözleşmesinden kısa süre sonra alınmış olmasını “normal ticari uygulamaya aykırı” bularak kiracının iddialarını haklı buldu ve kiralananın boşaltılması talebini reddetti.
Ancak süreç Yargıtay’a taşındı. Yüksek mahkeme, yerel mahkemenin kararını kanun yararına bozdu. Yargıtay’a göre, taahhütnamenin sözleşmeden hemen sonra imzalanması, kendi başına geçersiz sayılmayı gerektirmiyor. Kiracının baskı iddiası somut delillerle kanıtlanmadığı sürece, belgenin hukuki geçerliliği kabul edildi. Böylece benzer uygulamalarda kiraya verenlerin elinde güçlü bir dayanak ortaya çıkmış oldu.
Bu karar, özellikle kira sözleşmelerinden sonra alınan taahhütnameler üzerinden tahliye talep eden ev sahiplerini yakından ilgilendiriyor. Hukuk uzmanları, kiracıların sözleşme ve taahhütname süreçlerinde serbest irade ve baskı iddialarına dair somut kanıt sunmasının önemine dikkat çekiyor.
Tahliye taahhütnameleri kiracıdan alırken tarafların baskı hissi oluşmayacak şekilde hukuki süreçlere uyulmalı, aksi halde ileride hukuki anlaşmazlıklarla karşılaşma riski artabilir.
