Ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan anlaşmazlıklarda tarafların sıkça başvurduğu veya düşündüğü yöntemlerden biri de abonelikler üzerinden baskı kurmaktır. Kirasını alamayan ya da kiracısını evden çıkarmak isteyen bazı ev sahipleri, elektrik, su veya doğalgaz aboneliğini kapattırma ya da vanayı/şalteri indirip kestirme yoluna gidebiliyor.
Ancak Türk Hukuk Sistemi ve Yargıtay emsal kararları bu konuda oldukça net: Ev sahibi, gerekçesi ne olursa olsun kiracısının elektrik veya suyunu kestiremez.
Abonelik ev sahibinin üzerine kayıtlı olsa dahi bu eylem hem borçlar hukukuna hem de ceza hukukuna göre açık bir ihlal sayılıyor.
Hukuk Ne Diyor? Borçlar Kanunu ve Ceza Kanunu Boyutu
Ev sahibinin konuttaki temel altyapı hizmetlerine müdahale etmesi iki ayrı hukuk dalında ciddi yaptırımlara tabidir:
1. Türk Borçlar Kanunu (TBK m. 301)
Borçlar Kanunu’nun 301. maddesine göre ev sahibi, kiralanan mülkü kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumu korumakla yükümlüdür. Elektrik ve su gibi temel insani ihtiyaçların engellenmesi, mülkün “kullanıma elverişli olma” niteliğini ortadan kaldırır ve ev sahibinin sözleşmeyi ihlal ettiği anlamına gelir.
2. Türk Ceza Kanunu (TCK m. 123)
Elektrik veya suyu kasten kestirmek ya da aboneliği iptal ettirerek kiracıyı zor durumda bırakmak, “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu” kapsamında değerlendirilir. Sırf huzur bozmak veya baskı kurmak amacıyla yapılan bu eylem nedeniyle mağdur olan kiracının şikayeti üzerine ev sahibi 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası riskiyle karşı karşıya kalır. Ayrıca şartlar oluşmuşsa eylem hürriyeti kısıtlama (TCK 109) kapsamında da soruşturulabilir.
Abonelik Ev Sahibinin Üzerineyse Durum Değişir mi?
En çok karıştırılan noktalardan biri aboneliğin kimin adına olduğudur.
Elektrik veya su aboneliğinin ev sahibinin üzerinde kalmış olması, ev sahibine o aboneliği keyfi olarak kapatma hakkı vermez. İmzalanan kira sözleşmesi veya konuttaki fiili kiracılık durumu devam ettiği sürece, aboneliğin ev sahibi tarafından kapatılması “haksız fiil” teşkil eder.
Yargıtay Kararları Ne Diyor?
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre elektrik veya suyun kesilmesi bir “tahliye yöntemi” olarak kabul edilmez. Yüksek mahkeme, bu tür uygulamaları kiracının kişilik haklarına yapılmış bir saldırı olarak nitelendirmekte ve kiracı lehine hem maddi hem de manevi tazminata hükmetmektedir.
- Maddi Tazminat: Kesinti nedeniyle kiracının yaşadığı mağduriyet, jeneratör/su taşıma masrafları veya yeniden abonelik açtırma masrafları talep edilebilir.
- Manevi Tazminat: İnsani yaşam koşullarının kısıtlanması ve verilen psikolojik rahatsızlık nedeniyle manevi tazminat davası açılabilir.
Mağdur Olan Kiracı Ne Yapmalı?
Böyle bir durumla karşılaşan kiracıların izleyebileceği yasal adımlar şunlardır:
- İhtiyati Tedbir ve Abonelik Açma: Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurularak hizmetin acilen açılması yönünde tedbir kararı istenebilir. Yazılı kira sözleşmesi ile ilgili dağıtım şirketine başvurularak abonelik kiracının kendi üzerine de alınabilir.
- Savcılık Şikayeti: Cumhuriyet Başsavcılığı’na TCK 123 kapsamında suç duyurusunda bulunulabilir.
- Tazminat Davası: Uğranılan zararlar için Asliye Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açılabilir.
Önemli Hatırlatma: Kiracısının kirayı ödemediğini veya sözleşme süresinin bittiğini iddia eden ev sahiplerinin başvurması gereken tek yol yasal yollardır. Noter kanalıyla ihtarname çekmek, icra takibi başlatmak veya tahliye davası açmak yerine kendi imkanlarıyla elektrik/su kesmek, haklıyken haksız duruma düşmeye neden olur.









