Gayrimenkul Yatırım Uzmanı İsa Demir, sektörün kanayan yaralarından biri haline gelen marka bağımlılığı ve yerli emlakçıların yaşadığı ekonomik kayıpları kaleme aldı. Emlakçılık mesleğinin büyük tabelaların gölgesinde nitelik kaybettiğine dikkat çeken Demir, yabancı franchise sistemlerinin yerli emlakçının emeğini kiralayan bir yapıya dönüştüğünü vurguladı.
“Kendi İşinin Patronu Olacaksın” Masalı ve Yurt Dışına Kayan Sermaye
Sektörde yıllardır pazarlanan “Kendi işinin patronu olacaksın” söyleminin arkasındaki ekonomik yükü sorgulayan İsa Demir; markaya giriş ücreti, aylık ve yıllık ödemeler, reklam fonları, eğitim bedelleri ve ciro payları gibi kalemlerin bağımsız işletmeleri zora soktuğunu ifade etti.
Özellikle Türkiye’de iki Türk vatandaşı arasında gerçekleşen gayrimenkul işlemlerinden doğan hizmet bedellerinin bir kısmının, yalnızca tabela kullanımı gerekçesiyle yurt dışına aktarılmasını eleştiren uzman, “Risk, emek, alıcı ve satıcı yerli ama kazancın bir kısmı yurt dışına gidiyor. Bu bir düşmanlık değil, ekonomik akıl meselesidir” değerlendirmesinde bulundu.
Tabela Değil, Bölge Hafızası Kazandırır
Gayrimenkul danışmanlığının temelinde imar mevzuatını bilmek, tapuyu okumak, parsel geçmişini araştırmak ve bölgesel hafızaya sahip olmak yattığını belirten Demir, sadece güçlü bir markanın logosuna sığınarak yapılan aracılık faaliyetlerinin mesleğin içini boşalttığını aktardı. Standartlaştırılmış yazılımlar ve kataloglar yerine sahayı, 18. madde uygulamasını, 2/B arazilerini, kadastro yolunu ve plan notlarını bilen yerel uzmanın yatırımcıya gerçek değeri sunduğunu altını çizdi.
Türk Emlak Sektörü İçin Düzenleme Çağrısı
Emlakçının en büyük sermayesinin tabela değil güvenilirlik olduğunu vurgulayan İsa Demir, yerli emlakçının emeğini, bilgisini ve ekonomik gücünü koruyacak kapsamlı bir “Türk Emlak Yasası”na ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Franchise sisteminin tamamen kapatılması yerine; ciro payları, devir şartları, eğitim ücretleri ve yurt dışına aktarılan telif gelirlerinin net sınırlarla yasal çerçeveye oturtulması gerektiğini savundu.









