Yıllarca birikim yapıp “hayalimdeki yuva” diyerek alınan arsalar, ilk büyük yağışla birlikte adeta birer havuza dönüştü. Göl yatağı üzerine inşa edilen evlerde mahsur kalan vatandaşlar, “Bize buranın göl olduğunu söylemediler” diyerek isyan ediyor.
Son dönemde yaşanan yoğun yağışlar, plansız yapılaşmanın ve hatalı arazi satışlarının acı yüzünü bir kez daha ortaya çıkardı. İddiaya göre, kurak geçen yıllarda suyun çekilmesini fırsat bilen fırsatçılar, aslında göl yatağı olan arazileri “imar uygun” veya “yatırımlık arsa” vasfıyla satışa çıkardı. Doğa ise hakkı olanı geri almakta gecikmedi.
“KÖYLÜLER UYARDI AMA DİNLEYEN OLMADI”
Bölge sakinlerinin ve yerel halkın iddialarına göre, inşaat çalışmaları başladığında çevre köylüler buranın eski bir göl yatağı olduğu ve yağışlarla birlikte suyun yükseleceği konusunda alıcıları uyardı. Ancak mülk sahipleri, resmi belgelere ve kendilerine verilen vaatlere güvenerek inşaatlarına devam etti. Son metrekareye 29,3 mm yağışın düşmesiyle birlikte korkulan oldu; yükselen sular sadece yolları değil, evlerin giriş katlarını ve ekili tarım arazilerini de yuttu.
EVLERE ANCAK BOTLARLA ULAŞILABİLİYOR
Ortaya çıkan manzara ise Venedik’i andırsa da durum oldukça trajik. Bahçelerin tamamen su altında kaldığı mahallede, vatandaşlar evlerine girebilmek için geçici çözümler üretmeye çalışıyor. Yolların göle dönüşmesi nedeniyle ulaşım kesilirken, altyapı sistemleri de tamamen devre dışı kaldı.
MAĞDURLAR HUKUK MÜCADELESİNE HAZIRLANIYOR
Evleri ve eşyaları kullanılamaz hale gelen mağdurlar, bu durumu “organize bir mağduriyet” olarak tanımlıyor. Arsayı satan kişilerin ve inşaat izinlerini veren yetkililerin sorumluluğu olduğunu belirten vatandaşlar, yargı yoluna gitmeye hazırlanıyor.
Bir araziyi satın almadan önce sadece güncel görüntüsüne değil, bölgenin son 50 yıllık coğrafi yapısına ve su havzası haritalarına mutlaka bakılmalı. Aksi takdirde, hayaller sular altında kalmaya devam edecek.









